Kültür Seyahat

30 Temmuz 2020

Antik dünyanın en önemli coğrafyalarından biri olan Anadolu’da ve çevresinde farklı uygarlıkların izlerini bulmak mümkün. Özellikle Antik Yunan medeniyetini yansıtan tarihi kentler, bize farklı bir dünyanın kapılarını aralar. Ülkemizde bu türdeki yapıları ve birçok kalıntıyı görmek mümkün. Ne mutlu ki tarihin tozlu sayfalarını bir bir aydınlatan bölgelerimiz, topraklarımız var. Uzmanlarımızın ve üniversitelerimizin destekleriyle bulunmayı bekleyen pek çok kalıntı gün yüzüne yavaş yavaş çıkıyor. Peki ya çoktan bulunmuş ve korunması sağlanmış yapılar ne durumda? Tarih ve coğrafya tutkunları için bu sorunun cevabını veriyoruz. Anadolu’daki Antik kentler arasında en fazla dikkat çeken beş kalıntıyı sizin için derledik.                          

Efes

İzmir’in Selçuk ilçesi sınırları içerisinde kalan Efes, M.Ö 6 binli yıllara kadar dayanan tarihiyle Helenistik ve Roma dönemlerini selamlarken, bizlere de görkemini gururla kabul ettirir.
Asya’nın başkenti ve en büyük liman kenti Efes, Amazon adı ile bilinen kadın savaşçılar tarafından kurulmuş. Roma İmparatorluğu ve Yunan uygarlığının mistik havasını hissedeceğiniz kent, birçok farklı alandan oluşuyor. Bu kentte yer alan ve dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, Celsus Kitaplığı, Ticari Pazaryeri (Tetraganos Agora), gizemli ve kanıtlanmamış hikâyeleri ile Oktagon, Hadrian Tapınağı da burada yer alan yapılardan sadece birkaçı. Eğer bir gün yolunuz İzmir’e düşerse Efes Antik Kenti’ne gitmeyi de unutmayın. 

1

Zeugma

Gaziantep’in Nizip ilçesinin Belkıs Köyü sınırları içerisinde yer alan, Büyük İskender'in generallerinden Selevkos I Nikator tarafından kurulan kent son yıllarda en çok ziyaret edilen alanlardan birisi. Mozaikleri ile bilinen kentin en önemli eseri Çingene Kızı mozaiği ise Gaziantep’te inşa edilen modern müzede sergileniyor. M.Ö 300 civarında yapılan, yedi tepe üzerine sere serpe uzanan Zeugma, döneminin en büyük sanat eserinin taşlarının bile adeta konuştuğunu düşüneceksiniz. Uzun süredir kazılarına devam edilen bu kent, her gün yeni bir parçasını gün yüzüne çıkarırken, bilinmeyen ve merakla beklenen toprak altına saklı bölümleriyle kendini gizlemeye de kararlı görünüyor. 

Afrodisias

Dünyaca ünlü fotoğrafçı Ara Güler’in bir fotoğraf gezisinde kaybolması sonucu keşfettiği Afrodisias, Aydın Karacasu'da yer alıyor. 7 bin yıllık Afrodisias’a ulaşmak için önce Aydın iline gitmeniz ardından ise bir taksi tutarak Gerde Köyü’ne varmanız gerekiyor. İl sınırları içerisinde yer alan kente gitmek büyük bir zamana kaybı yaratmıyor. Büyük bir alana yayılan kent Antik dünyanın en büyük heykel üretim yeri olarak kabul ediliyor. Afradisias’ta Helenistik dönem sanatçılarının ellerinden çıkan sayısız heykel bulunuyor.  

Aspendos

Hem denizin hem de tarihin tadını çıkarmak isteyenlerdenseniz Antalya’ya doğru yol almanızı tavsiye ederiz. Antalya’nın Serik ilçesinde yer alan tiyatro, Roma döneminden bu yana tüm yapılarıyla ayakta kalarak varlığını sürdürüyor. Selçuklu’nun izlerini taşıyan 20 bin kişi kapasiteli tiyatro, geçmişte kervansaray olarak da hizmet vermiş. Köprüçay Nehri’nin yanında inşa edilen yapı akustiği ile şaşkınlık yaratıyor. Antalya’da bulunursanız Aspendos’u görmeyi sakın unutmayın. 

Phaselis

Aspendos’a yolunuz düşmüşse, Phaselis’i görmeden dönmek olmaz. Yeşilliklerin arasında hayat bulan antik kent, merkeze sadece 35 km. uzaklıkta. Tekirova Köyü sınırlarında yer alan Phaselis, cadde ve kaldırımlardan oluşuyor. Phaselis’in bir diğer farkı da denizin hemen yanı başında yer almasında… Günden güne bilinirliği artan kent; deniz, yeşil ve tarihi bir arada solumak isteyenler için vazgeçilmez bir mekân olmak konusunda da oldukça kararlı. Siz de bu muhteşem güzelliği görmek isterseniz rotanızı Antalya’nın Serik ilçesine çevirebilirsiniz. 
Antik kentleri gezmeyi seviyorsanız, Antalya ve Çevresinde Görülmesi Gereken Antik Kentler yazımıza da mutlaka göz atmalısınız.