Teknoloji

18 Kasım 2020
Retro Teknolojiler – Plak ve Plakçalar

Plaklar, tutkunları tarafından müziğin ya da sesin en saf hâli olarak tanımlanır. Plakçalarlar ve plaklar dünya çapında milyonlarca insanın evinde bulunmaya ve bu evlere müzik sunmaya devam ediyor. Plak tutkusunun moda olmasının ötesinde bir nedeni var mı? Bunu anlayabilmek için bu ilginç cihazlara daha yakından bakmalıyız.

blog

İlk bilinen müzik kayıt sistemi 1877 yılında Thomas Edison tarafından icat edildi. Ses titreşimlerini silindire sarılmış ince kalay bir levhaya işleyerek kaydeden Edison, sesleri dinlemek için silindiri ters yönde çevirmiş. Oldukça dahiyane bir fikir değil mi? Edison’un kendi verdiği isim “Konuşan makine” fakat sonradan fonograf ismi tercih edilmiş. Fono yani ses ve graf yani yazılı şey, “yazılı ses” adı verilmiş. Bu kayıt cihazında kullanılan silindirin şekil değiştirmesiyle taş plaklar ortaya çıkmış. Taş plak ismi, yere düşünce hemen kırılmasından dolayı verilmiş. 

Gramofonla çalınan taş plaklar ilk müzikal belge olma özelliğini de taşıyor. Ünlü 45’lik plaklar ise taş plaklara göre daha küçük ve yere düştükleri zaman kırılmıyorlar. Elektrikli plakçalarda çalınabilen bu plakların iki yüzüne de beşer dakikayı geçmemek kaydıyla şarkı kaydedilebiliyor. 

blog

Kasetçalar dönemine kadar müzikler yaygın olarak plaklardan ve plakçalardan dinlenirdi. Her ne kadar teknoloji müzik alışkanlıklarımızı değiştirse de plaklar hiçbir zaman ortalıktan kaybolmadı. Plak sevdalıları her zaman var oldular ve bu sevgiyi yaşatmaya devam ettiler. Günümüzde yeniden ünlü olup evlere girmeye başlayan plakların bu kadar ilgi görmesi sundukları sesin kalitesiyle yakından ilişkili.  

Bugün üreticiler müzik dosyalarının boyutlarını küçültebilmek için ses dosyalarını sıkıştırıyor. CD üretiminden itibaren albümde kaydedilen sesler büyük ölçüde sıkıştırılarak tüketiciye ulaştırılıyor. İnternet teknolojileri ise aktarımın doğası gereği dosya boyutunu yönetilebilecek boyutlarda tutmak zorunda. Bu sıkıştırma işlemi esnasında dış sesleri siliniyor, bir anlamda kayıt gürültü olarak kabul edilen seslerden temizliyor. Plak döneminde, elektronik değil analog kayıtlar kullanıldığı ve dosyalar sıkıştırılmadığı için enstrümanların sesi çok daha net duyulabiliyor. Bu da plakçalarların çok daha doğal, derinlikli ve mekânsal bir ses sunmasına olanak veriyor. Son olarak bu işin bir püf noktası olduğunu da ekleyelim. Plak olarak piyasaya sürülen son dönem albümlerinin büyük bir bölümü CD versiyonundan basılıyor. Yani CD için sıkıştırılan kayıt plağın üstüne basılıyor. Böyle olunca da elbette plak kalitesinde ses elde etmek mümkün değil. En iyisi siz de çoğu plak tutkunu gibi eski kayıtlara yönelin. Ne varsa eski kayıtlarda var.