Lifestyle

5 October 2020
A Window into the Past: Miniature

Think about a world, where perspective and depth are not considered. A world, in which all universe and all figures can fit in a painting without considering the size. That painting is the art of “miniature”, telling us the tale of olden days and humans. Following a path different than the Western art and its development, this branch of art allows us to track a different history. The time flow, which we always consider flowing forward, loses its track in the art of miniature. From hand-written manuscripts to houses, the art of miniature brings the stories and tales from centuries ago to us with its vital and bright colors.

blog

Minyatür, çok ince işlenmiş, küçük boyutlu resimleri ve bu sanatı tanımlamak için kullanılan genel kavram. En eski örnekleri MÖ 2’inci yüzyılda Mısır’da papirüs kenarlarında görülüyor. Kelimenin kökeni, Ortaçağ Avrupası’nda el yazmalarının bölüm başlarına yapılan süslemelerde baş harfleri vurgulamak amacıyla kullanılan kırmızı boya “minium”a kadar uzanıyor. Latince “miniare” kökünden türetilerek İtalyancaya “miniatura”, Fransızcaya “miniature” biçiminde geçen kelime Türkçeye de minyatür olarak geçmiş.   

Özellikle İran’da ve Osmanlı’da doruk noktasına ulaşan minyatür sanatının bu coğrafyadaki ağırlıklı rengi kırmızı olmuş. Doğu minyatüründe anatomi, derinlik, ışık ve gölge de yok. Uzak ve yakındaki figürler aynı büyüklükte, daha doğrusu figürlerin önemine göre büyük veya küçük çiziliyor. Batı sanatındaki perspektiften farklı olarak minyatürlerde figürlerin önde olanları genellikle en altta, arkada olanları ise yukarıda gösteriliyor. Bugünkü anlayışımıza göre kaotik ve anlaşılmayan bir biçim gibi görünebilir ama perspektifin kırıldığı çağdaş resmi de derinden etkilemiş.

Minyatürlerdeki tek boyut, bu sanatın estetik kurallarıyla yakından ilişkili. Osmanlı minyatüründe perspektif yok değildir, resmin içine saklanmıştır. Zaman algısı da değişik renk tonlarının kullanımıyla yansıtılır. Geceyi anlatmak için koyu lacivert, gündüzü anlatmak için altın gibi renkler tercih edilir. Güneşin batışı ve doğuşu ise açık maviyle gösterilir. Minyatürlerde her bir renk, farklı bir olayı ifade eder ki minyatürün asıl amacı da bakana bir olayı anlatmak.

Minyatürün zirveye çıktığı yer olan başkent İstanbul’daki Osmanlı sarayında bu sanat için bir nakkaşhane de bulunuyordu. Bugün dünyanın en zengin minyatür koleksiyonları İstanbul’da Topkapı Sarayı Müzesi’nde, Paris’te Bibliotheque Nationale’de ve Londra’da British Museum’da bulunuyor. Geçmişten gelen ve bize o dünyayı anlatan bu eserler geçmişle gelecek arasında bir köprü kuruyor ve rengârenk kitaplarda ve şekillerde sadece kültür dünyamızı değil, hayal gücümüzü de zenginleştiriyor. Yeter ki minyatürlerin renkli dünyasına adım atmaya hazır olun.