Kültür Seyahat

11 Ağustos 2022

Amstel Nehri üzerine kurulu olan Amsterdam, 12. yüzyılda küçük bir balıkçı köyüydü. Hatta şehrin ismi de buradan geliyor. “Amstelredamme”, nehrin üzerine kurulmuş su bendi demek. Şehrin su kanalları, köprüleri, renkli evleri, sakin ve özgür insanları sizi kendisine âşık edebilecek güzellikte… Öyleyse “Kuzeyin Venedik’i” olarak anılan ve Hollanda’nın başkenti olan Amsterdam’ı tanımaya ne dersiniz? O halde takılın peşimize, Amsterdam'ın gezilecek yerlerini birlikte keşfedelim.

Zamanın Ruhu: Amsterdam-1

Amsterdam Kanalları

Şehirde 165 kanal ve 1200 den fazla köprü var. Hatta şehrin su kanalları Unesco Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor. Bunun sebebini anlamak çok da zor değil. Çünkü bu kanallar hâlâ aktif olarak kullanılıyor ve suyun üzerinden şehri izlemek çok daha büyüleyici. Hem ulaşım hem de tekne turları için kullanılan su kanalları Amsterdam’da dikkatinizi çeken ilk şey olacak. Bu yüzden şehre geldiğinizde ilk olarak kanaldaki tekne turlarına katılabilirsiniz. Stromma, Blue Boat, Lovers en iyi tur operatörlerinden diyebiliriz. Tabii ki bunların dışında da birçok operatör bulunuyor. Seçenekleriniz çok, tercihi size bırakıyoruz. Renkli ve kendine has mimarisiyle Amsterdam evlerini, etraftaki diğer güzellikleri su üstünde izlemek harika olacak.

Zamanın Ruhu: Amsterdam-2

Dam Meydanı

Amsterdam’ın en canlı ve en ünlü yerlerinden bir tanesidir. Bu meşhur meydanda; bol bol alışveriş yapabilir, sayısız restoranlardan birine oturup yemek yiyebilir, kafe ve barlarda eğlenebilir, sokak lezzetlerini tadabilir ve çeşitli otellerde konaklayabilirsiniz. Meydanda Amsterdam Kraliyet Sarayı, De Bijonkorf Alışveriş Merkezi, Madame Tussauds (Balmumu Müzesi), 14. yüzyıldan kalma Nieuwe Kerk Kilisesi gibi gezebileceğiniz birçok yapı var. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden insanları anmak için 1956 yılında dikilmiş ulusal anıtı da görebilirsiniz.

Zamanın Ruhu: Amsterdam-3

Vondelpark

Amsterdam’ın en büyük şehir parkıdır. İsmini 17. yüzyıl şairi olan Joost van den Vondel’in isminden almıştır. Stedelijk ve Van Gogh Müzesi’ne çok yakındır. Rijksmuseum’un yanında yer alır ve 47 hektarlık bir alanı kaplar. 1864 yılından beri şehrin en önemli doğal alanlarından bir tanesidir. Boylu boyunca çimleri ve göz alabildiğine gölleriyle temiz havaya doyabileceğiniz bir yer. Burası sadece yeşilliğiyle değil aktiviteleri ile de ünlü. Çünkü parkta bisiklete binmek, paten kaymak, fotoğraf çekmek için birçok alan yaratılmış. Ayrıca burada verilen canlı konserlere denk gelmeniz de çok olası. Şehirde kafa dinlemelik bir yer arıyorsanız Vondelpark’a gelerek çimlere uzanabilirsiniz.

Red Light District (Kırmızı Fener Mahallesi)

“Özgürlükler Şehri” olarak bildiğimiz Amsterdam’ın belki de dünya çapında en çok bilinen turistik yeri Red Light District’tir. Dam Meydanı’na yalnızca beş dakika yürüme mesafesinde olan bölge, toplam 6500 metrekarelik 300 kabinin ve birçok coffeshop’un bulunduğu bir alan. Kimi geceler tiyatro gösterilerinin ve dans şovlarının da yapıldığı Red Light, tamamen devlet kontrolünde bir alan ve burada fotoğraf çekmek yasak. Gündüz bambaşka bir yer gibi görünürken, hava kararmaya başladığında yavaş yavaş yayılmaya başlayan kırmızı ışıklardan, buraya neden Kırmızı Fener dendiğini anlıyorsunuz. Sanılanın aksine burası Amsterdam’ın en güvenli yerlerinden biri çünkü her daim güvenlik kameralarıyla izleniyor ve turistlerin en rağbet ettikleri alanların başında geldiği için de hep kalabalık, cıvıl cıvıl.

Zamanın Ruhu: Amsterdam-5

Rijksmuseum

Hollanda; Van Gogh, Bruegel, Vermeer, Rembrant gibi dünyaca ünlü ressamların doğduğu ülke. Bu sebeple özellikle resim sanatında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. İşte Rijkmuseum da tam bu alanda ufkunuzu açabileceğiniz bir yer. Amsterdam’ın en büyük müzesi olmasının yanı sıra en ünlü müzesi olma özelliğine de sahiptir. Rembrant’ın Gece Bekçisi adlı eseri gibi daha birçok önemli tablo ve resim burada sergileniyor. Dünyanın en büyük Flemenk koleksiyonu, Hint heykelleri, maketler, denizcilikle ilgili objeler, Kore ve Çin’e özel çizimler müzedeki diğer eserlerden sadece birkaçı. Ülkenin en büyük sanat kütüphanesi de bu müzenin içerisinde yer alıyor. Gördüğünüz gibi çok özel eserlere ev sahipliği yapan Rijksmuseum, Amsterdam’da görmeniz gereken başlıca yerlerden bir tanesi.

Zamanın Ruhu: Amsterdam-6

Van Gogh Müzesi

Dünyadaki en büyük Van Gogh eser koleksiyonunun bu müzede yer aldığını söyleyebiliriz. 500’den fazla çizim ve 200’den fazla tablo ile müzede görmeye değer birçok eser bulunuyor. Vincent van Gogh’un hayatını anlatan bilgileri ve onun çalışma teknikleri ile ilgili yapılmış araştırmaları gördükçe müzeden çıkmak istemeyeceksiniz. Ayrıca aynı dönem sanatçılarının da eserlerini burada görebilirsiniz. İçerisinde çocuklar için oluşturulmuş sanat atölyeleri de mevcut. Bu değerli müze her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Rijksmuseum ile birbirlerine oldukça yakınlar. Rijksmuseum’a kadar gitmişken burayı aman diyeyim es geçmeyin.

Anne Frank’ın Evi

İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Yahudileri toplama kamplarına götürdüklerini ve onlara uyguladıkları zulümleri hepimiz biliyoruz. İşte Anne Frank adlı küçük kız da bu dönemde yaşıyordu ve ailesiyle birlikte bu zulümden kaçarak bir eve sığındı. Yaklaşık iki yıl boyunca bu evde saklandılar ve zorlu bir hayat geçirdiler. Anne Frank bu zaman zarfı içerisinde küçük bir günlük tuttu ve yaşadıklarını yazıya döktü. Daha sonra polislere yakalanarak öldürüldüler. Aileden sağ kalan tek kişi küçük kızın babasıydı. O da Frank’ın tuttuğu günlüğü bir kitap hâlinde bastırdı ve kızının tüm dünyada bilinmesine vesile oldu. İşte siz de tüm bunların yaşandığı yere, yani Anne Frank’in evine giderek daha ayrıntılı bilgiyi elde edebilirsiniz. Müzede ailenin saklandığı gizli odaları ve onların kullandığı eşyaları görebilirsiniz.

Zamanın Ruhu: Amsterdam-6

Rembrandt Evi Müzesi

Rembrandt 17. yüzyılda yaşayan en önemli ressamlardan birisidir. Kendisi 1639 ve 1660 yılları arasında sonradan müzeye çevrilmiş bu evde yaşıyordu. Onun yaşamını ve bilinmeyen yönlerini, sanatını ve eserlerini görmek isteyen insanlar müzeye akın ediyorlar. Ayrıca burada 16. yüzyıl Hollanda’sını öğrenebileceğiniz bilgiler de edinebilirsiniz. 1909 yılında ziyaretçilere açılan müze, iki bina hâlinde tüm sanatseverlere hizmet veriyor. Rembrandt’ın dünyasını keşfetmek isterseniz burayı ziyaret edebilirsiniz