Kültür Seyahat

11 Ocak 2022

İstanbul’u gezmeye karar verdiyseniz, ilk olarak şehrin ilk yerleşim yeri olan Tarihi Yarımada’yı gezerek başlamanızı öneririz. Büyük uygarlıklara ev sahipliği yapan İstanbul’un en eski yerleşim yeri olan Tarihi Yarımada’nın geçmişi MÖ 685 yılına dayanıyor.

Haliç, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi ile çevrili olan ve “Suriçi” olarak da bilinen yarımada, tarihi boyunca Mısır, Bizans, Roma ve Osmanlı imparatorluklarına ev sahipliği yapmıştır. Hal böyle olunca koskocaman bir tarihe ev sahipliği yapan yarımadada görülmesi gereken onlarca tarihi eserden bir kısmını sizler için derledik. 

1

Dikilitaş ve Yılanlı Sütun

İstanbul’un tarihi yerlerini ziyaret etmeye şehrin en eski anıtları arasında yer alanDikilitaş ile başlamak iyi bir fikir. Dikilitaş’ın tarihi tam olarak bilinmese de MÖ 1400’lü yıllarda Mısır’da yer altından çıkartıldığı biliniyor. Yılanlı Sütun’un tarihi ise MÖ 479 yılına dayanıyor. Dikilitaş, MS 390 yılında Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Mısır'dan getirilerek şimdiki yerine dikilmiştir. I. Konstantin, İstanbul’u Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan etmesinin ardından büyük imar çalışmalarına girişmiş ve inşa ettirdiği Hipodrom, günümüzdeki Sultanahmet Meydanı’nda yer almıştır. 

2

Dikilitaş ve sütunlar, Hipodrom’un ortasında ayırma setinin üzerinde bulunan anıtlardı. Birbirine dolanmış 3 yılan bedeni şeklinde olan Yılanlı Sütün olarak bilinen eser ise Yunanlıların Perslere karşı kazandığı zaferin ardından Tanrı Apollon’a şükranlarını sunmak için Delfi’de bulunan Apollon Tapınağı önüne dikilmiş ve 324 yılında I. Konstantin tarafından İstanbul’a getirilerek önce Ayasofya’nın avlusuna, daha sonra Hipodrom’un ortasına taşınmış. Yapılan kazı çalışmalarından başlarının bir tanesi bulunmuş ve günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. 

Yerebatan Sarnıcı

İstanbul’un en görkemli yerlerinden biri olan Yerebatan Sarnıcı, Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından sarayın ve bölgedeki diğer yerlerin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptırılmıştır. 9800 metrekareye yayılan sarnıç, her sırada 28’den 12 sütun dizisi olmak üzere toplam 336 sütundan oluşuyor.

3

Osmanlı döneminde sarnıç, Topkapı Sarayı’nın su ihtiyacını karşılamak için kullanılmış. İçerisinde ters duran Medusa başı da ilgi çeken eserler arasında. Sarnıcı gezerken su içerisine atılmış bozuk paralar görmeniz muhtemel. Bu paralar ziyaretçiler tarafından dilek dilenerek atılan paralar. Siz de sarnıca gelmişken bir dilek dileyebilirsiniz. Mükemmel atmosferi, muhteşem göz dolduran mimarisiyle adeta bir yer altı sarayı olan Yerebatan Sarnıcı, İstanbul turunuzda mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri. 

Topkapı Sarayı

Tarihi Yarımada’nın merkezi Topkapı Sarayı’ndan bahsetmeden olmaz. Fatih Sultan Mehmet’in emriyle 1478 yılında kurulan saray, Osmanlı Dönemi'nin son asrına kadar padişahlara ev sahipliği yapmıştır. 700 bin metrekarelik alana yayılmış bu sarayın her köşesini keşfetmek gerçekten zor ancak harika mimarisi ve içindeki koleksiyonları ile Osmanlı Devleti’nin idari yapısını ve yaşamını gözlemlemek için mutlaka rotanızda olmasını öneririz.

4

Saray içerisinde özellikle görmeniz gereken “Kutsal Emanetler” bölümünde Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi dönüşünde İstanbul’a getirdiği eşyalar yer alıyor. Koca imparatorluktan kalan silahlar, hazineler, tablolar ve birçok eser Topkapı Sarayı’nda sergileniyor ve kesinlikle görülmeye değer.

Ayasofya

İsmi “Kutsal Bilgelik” anlamına gelen Ayasofya, tarihi ile sanat ve mimarisi ile dünyanın en önemli eserlerinden biri. Ayasofya’nın tarihini ve güzelliğini anlatmak başlı başına uzun bir yazı konusu ancak Tarihi Yarımada’yı gezmeye karar verdiyseniz Ayasofya olmadan olmaz. Dünyanın ilk katedrali olma özelliğini taşıyan Ayasofya, ilk olarak Bizans İmparatoru Jüstinyen’in emriyle 537 yılında inşa edilmiştir.

İstanbul'daki en büyük Doğu Roma kilisesi olan Ayasofya’yı gezip, devasa kubbesini ve eşsiz mozaiklerini görüp de etkilenmemek gerçekten mümkün değil. Ortodoks Hristiyanlığın kutsal saydığı ve en önemli yerlerinden olan Ayasofya, 1453’te İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüş. İçerisindeki mozaikler, emanetler ve birçok eser güzelliğini ve önemini korumuş durumda.

1985'te UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine giren Ayasofya, bugün hem cami olarak hizmet veriyor hem de turistik ziyaretlere açık.

5

Tarihi Yarımada’da buram buram tarih kokan ve gezilmesi gereken onlarca yer var. Birçok dönemden önemli eserlerin sergilendiği İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni, 14. yy’dan kalma Fener Rum Patrikhanesi’ni, Süleymaniye Camii'ni, Topkapı Sarayı’nın içindeki Aya İrini Kilisesi’ni de rotanıza ekleyebilirsiniz.