Kültür Seyahat

10 Ağustos 2020

İstanbul’un Sesleri 

Yolu İstanbul’dan geçen herkes bu şehirde görmesi ya da tatması gerekenleri bilir. Ne var ki, 24 saat susmayan bu şehri çoğu zaman dinlemeyiz. Akademisyen Pınar Yelmi’nin hazırladığı bir teze dayanan “Soundsslike” projesi hepimizi İstanbul’un seslerine kulak kabartmaya davet ediyor.

Kalabalığıyla, trafiğiyle, kaotik ama  kendine has düzeniyle İstanbul, yıllar içinde devasa ve oldukça gürültülü bir orkestra hâline dönüştü. Her gün sokağa çıktığımızda ve hatta evimizde otururken bile maruz kaldığımız yüzlerce sese öylesine alıştık ki çoğuna karşı duyarsızlaştık. Oysa tüm bu sesler somut olmayan kültürel mirasımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu düşünceden yola çıkan Pınar Yelmi, İstanbul’un Sesleri Projesi ile İstanbul’un akustik dokusunu ortaya dökerek günlük hayatımızda yok olup giden sesleri kalıcı bir hâle getirmek istemiş. 

Pek farkında olmasak da günlük hayatımızın ve kültürümüzün ayrılmaz parçaları olan bu sesler, somut olmayan kültürel miras açısından ise eşsiz bir öneme sahip. Kayıt altına alınmayan veya arşivlenmeyen sesler, ne yazık ki yok olup gidiyor. Özellikle İstanbul gibi dinamik bir şehrin yaşayışı, dolayısıyla da sesleri hızla değiştiği için şehrin ses sembollerinin korunması, kültürel hafızanın ve kültürel kimliğin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. 

Projenin İtalya’da görsel iletişim tasarımı üzerine yüksek lisans yaptığı döneme dayandığını anlatan Yelmi, projenin ortaya çıkışını şu şekilde anlatıyor: “Araştırmalarım sırasında İstanbul’un sesler açısından zenginliğini fark ettim. Bu sesler bizim kültürel mirasımız aslında, yok olmamaları, unutulmamaları gerekiyor. Çoğu zaman günlük hayatımız içinde kaybolan bu seslerin kayıt altına alınması ve bu değerlere olan farkındalığın artırılması gerekiyor bence. Bu yüzden de bu alanda çalışmak istedim. İstanbul’un sembolik seslerini belirledik, kaydettik ve ortaya güzel bir arşiv çıkardık.” İstanbul’un Sesleri projesi kapsamında, günümüz İstanbul’unun sembolik sesleri belirlenmiş ve 2015 senesi boyunca gerçeğe en yakın işitsel deneyim sağlayacak teknik donanımla kaydedilmiş. 

Karaköy Balık Pazarı

İstanbul’un seslerini semt semt ve konulara göre takip edebileceğiniz soundsslike.com sitesinden bir örneği sizlerle paylaşmak isteriz. Karaköy’deki balık pazarında gerçekleştirilen bu kayıtta balıkçıların bağrışları, balıkçılar ile müşteriler arasındaki diyalogları, vapur anonsunu ve vapurun motor sesini duyuyoruz. 

İstanbul’un tüm seslerini buradan dinleyebilirsiniz: The Soundsslike Project

Sitede projeden şu şekilde bahsedilmiş:

Soundsslike arşivi, Pınar Çevikayak Yelmi’nin Koç Üniversitesi’nde, danışmanlığını Doç. Dr. Nina Ergin, Doç. Dr. Sertaç Kakı ve Doç. Dr. Asım Evren Yantaç’ın yaptığı İstanbul’un Sesleri konulu doktora araştırması kapsamında, Hüseyin Kuşcu tarafından geliştirildi.

İstanbul’un Sesleri projesi (https://soundscapeofistanbul.ku.edu.tr), günlük alışkanlıkların kentsel doku ile ilişkisini işitsel bir perspektif yoluyla kurarak, kültürel sesler konusundaki farkındalığı ve toplum bilincini artırmayı amaçlıyor. Pek farkında olmasak da günlük hayatımızın ve kültürümüzün ayrılmaz parçaları olan sesler, somut olmayan kültürel miras açısından ise eşsiz bir öneme sahiptir. Kayıt altına alınmayan veya arşivlenmeyen sesler, ne yazık ki yok olup giderler. Özellikle İstanbul gibi dinamik bir şehrin yaşayışı, dolayısıyla da sesleri hızla değiştiği için şehrin ses sembollerinin korunması, kültürel hafızanın ve kültürel kimliğin sürdürülebilirliği açısından önemli ve gereklidir.

İstanbul’un Sesleri projesi kapsamında, günümüz İstanbul’unun sembolik sesleri yapılan anket ve röportajlar doğrultusunda belirlendi ve 2015 senesi boyunca gerçeğe en yakın işitsel deneyim sağlayacak teknik donanımla kaydedildi. Kaydedilen bütün sesler Koç Üniversitesi Suna Kıraç Kütüphanesi’nde oluşturulan bir dijital koleksiyon ile herkesin erişimine açıldı (http://digitalcollections.library.ku.edu.tr/cdm/landingpage/collection/SOI).

Soundsslike projesi, İstanbul’un Sesleri koleksiyonunu daha da genişletmek adına başlatıldı. Soundsslike projesi, İstanbul’daki korunmaya değer bulunan tüm seslerin paylaşılabileceği ve ilgilenen herkesin katkıda bulunabilecekleri interaktif bir platform olarak hayata geçirildi. Projenin en temel amacı ise; kentsel ve kültürel seslere olan farkındalığı artırırken, bu seslerin korunmasını kolektif bir çalışmaya dönüştürmek.

Europeana Sounds organizasyonu ile kurulan ortaklık sayesinde, koleksiyondaki sesler artık Europeana Sounds platformunda da ulaşılabilir hale geldi. Proje, ayrıca Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) bünyesinde açılan interaktif bir sergi yoluyla ve Studio-X Istanbul'da açılan deneyimsel bir sergi yoluyla ziyaretçilere sunuldu. İnteraktif sergide, Soundsslike arşivine katılımcılar tarafından yüklenen sesler sergi ortamında da yerini aldı ve bu sayede katılımcılar da serginin bir parçası haline geldi. Deneyimsel sergide ise, ziyaretçiler şehrin kaosu içinde kaybolan kültürel sesleri enstelasyondaki ipuçları sayesinde deneyimleme fırsatı buldular.