İyi Yaşam

2 Şubat 2021
En Doğal Şenlik: Hıdrellez 

İnsanoğlunun doğayla bağının kopmadığı zamanlardan kalma bir gelenek olan Hıdrellez, İslam kültürüyle şekillenerek bugünlere kadar gelen eşsiz bir zenginlik. Tam da bu nedenle Turizm ve Kültür Bakanlığı Hıdrellez’i UNESCO’nun “Kültürel Miras Listesi”ne alabilmek için yoğun bir çalışma yürütüyor. 

6 Mayıs’ta hayatın bize sunduklarına şükrediyor, dilek tutuyor ve baharla birlikte doğanın geçirdiği büyülü dönüşümü kutluyoruz. Baharın, yenilenme ve hayata yeniden bağlanma anlamına geldiğini büyük şehir koşturmacasında unuttuğumuz bir gerçek. Hıdrellez Şenlikleri bu bağı yeniden kurabilmemiz için bize eşsiz bir fırsat sunuyor. Neredeyse tüm dinler ve kültürlerde bahar kutlamaları yer alır. Bu nedenle ortak bir geçmişi, ortak anıları ve gelenekleri barındıran Hıdrellez, bizim için geçmişle bağı güçlendiren, ortak bir kültürel belleği gözler önüne seren bir kutlama günüdür. Nesilden nesle yaşayarak günümüze kadar gelen, toplumlar ve kültürler arasında bir köprü vazifesi gören Hıdrellez, 6 Mayıs tarihini eşsiz bir şenliğe dönüştürür. 

hidrellez

Bereket ve talih günü olarak da kabul edilen Hıdrellez, her 6 Mayıs’ta Türkiye’nin tamamında birbirinden renkli etkinliklerle kutlanıyor. Evler temizleniyor, en güzel kıyafetler giyiliyor, yiyecek ve içecekler hazırlanıyor. Ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, türbe kenarlarında kutlamalar yapılıyor.Her bayram gibi Hıdrellez’de de topluca yemekler yeniyor, müzikli eğlenceler ve oyunlar düzenleniyor. Ağacın üzerine çıkmak, şans getirsin diye yeşillikte yuvarlanmak, mayasız yoğurt ve hamur tutturmak gibi ritüeller de yaşatılıyor. Baharla birlikte olgunlaşan en taze bitkiler pişiriliyor, hamur katılıyor, kırlardan toplanan otlar kaynatılarak içiliyor. 

Belki de insanoğlu bu mavi gezegende var olduğu ilk andan bu yana baharın gelişini kutluyor. Asırlar öncesini düşünün… İnsanoğlu doğa karşısında çaresiz ve güçsüz; çetin kış koşullarını atlatabilmek için dua ediyor. Kara kışı hastalıklarla ve açlıkla boğuşarak geçirmiş. Mart ve Nisan aylarında umutlanıyor, sonra bir anda doğa dönüşüyor ve tabiattaki tüm canlılar adeta yeniden doğuyor. Bu tablodan hareketle tarih öncesinin yalnız ve güçsüz insanının mayıs ayını bayram gibi kutlamasının kaçınılmaz bir olay olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hayatta kalma korkusuyla birlikte bu büyük dönüşüm, insanoğlunun kültürel belleğine, hatta DNA’sına bile yerleşmiş olabilir. Artık kendimizi o günlerdeki kadar güçsüz görmüyoruz belki ama yine de genetik kodlara sahibiz ve içimizdeki bir ses, “Mayıs ayı geldi, bir kara kışı daha atlattın. Hayattasın ve sağlıklısın” diyor. Baharın gelişi işte bu nedenle birçok kültürde bayram olarak kutlanıyor.