Kültür Seyahat

25 Ocak 2022

Ege Bölgesi’nde “Şehzadeler Şehri” olarak bilinen Manisa, yerli ve yabancı turistler için sıklıkla tercih edilen gözde şehirlerden birisi.  Bu kadar tarih ve güzellik barındıran bir yerin her karışı gezilip görülmeli, fakat böylesine güzel bir şehir aynı zamanda, bir o kadar değerli olan bir ilçeyi de barındırıyor içinde. Bu hoş ilçenin “Yanık Ülke” diye de çok ilginç bir lakabı var.

Görsel kaldırıldı.

Peki Kula'nın bu enteresan lakabı nereden geliyor derseniz, yanıtı ünlü coğrafyacı ve tarihçi Strabon’un yazılarında bulmak mümkün. Bir rivayete göre, Antik dönemlerde bölgenin çorak ve sanki “yanmış” gibi siyah bir renkte göründüğünü düşünen Strabon günümüzdeki Kula’ya “Katakekaumene” yani yanık ülke ismini vermiştir. Günümüze kadar ismi Kula olarak değişen yer,  hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle insanı büyülemenin de ötesine geçiriyor.

Ülkemizin ilk volkanik alanı olarak geçen Kula, Manisa merkeze yaklaşık olarak 118 km uzaklıktadır ve İzmir-Ankara karayolu üzerindedir. Ulaşımı oldukça kolay olan yere yılda sayısız turist gitmektedir. Tarih kokan toprakları üstünde birçok medeniyet barındırmış olan Kula, Germiyanoğulları Beyliği’ne başkentlik bile yapmış. Hatta bölgede İlk Çağ’ a ait insan ayak izlerine rastlamak da mümkün.

Kula’nın Gezilecek Yerleri

Tarihin oluşturduğu ve Kula’ya bıraktığı en güzel hediyelerden biri Kula Peri Bacaları’dır. Kapadokya’yı andıran görüntülere sahip olsalar da, Kuladokya’nın Kapadokya’dan aşağı kalır bir yanı yok.  Gediz Vadisi içinde bulunan peri bacalarını her mevsim, her saat ziyaret edebilirsiniz.

Görsel kaldırıldı.

Daha önce de bahsedildiği gibi volkanik bir bölge olan Kula’da şu an aktif olmayan yanardağları görebilme şansınız çok yüksek. Bu şansı Kula Jeoparkı'nda yakalayabilirsiniz. Aynı zamanda Divlit Yanardağı olarak geçen bölgede yanardağ patlamalarının geride bıraktığı volkanik püskürtüleri görebilir ve lav mağaraları arasında yürüyüşe çıkabilirsiniz. Yürümek istemezseniz, ziyaretçiler için hazırlanmış 34 kilometrelik bir bisiklet parkurunu da tercih edebilirsiniz. Büyük bir alana yayılmış, volkan patlamalarından o zaman siyah ve yeşili olmayan bölgeye Strabon, işte burayı ziyaret ederek Yanık Ülke adını vermiştir.

Doğal güzelliklerin yanı sıra, insanların günümüze bırakmış olduğu pek çok değerli yapı da bulunmakta. Bunlardan biri geleneksel Kula Evleri. 18. yüzyıl Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan evlerin en güzel yanlarından biri ise bu mimari güzelliklerin günümüze kadar korunarak gelebilmesi. Osmanlı’nın mimari stilini ve o zamanların kent yaşamını rahatlıkla gözlemleyebildiğimiz evler, tam bir Türk Evi adı verilen evlere örnekler. Her Kula evinde geniş bir avlu bulunuyor ve bu avlulara geniş bir kapıyla çıkıyorsunuz. Kula’nın volkanik özelliğine ithafen de evin kullanımında karataş isimli taşlar kullanılmış. Evler çatılarındaki saçaklarla birbirlerine bağlı halde gözükmekteler, böylece hem çok güneşli bir günde hem de yağmurlu zamanlarda evlerin sokaklarında rahatlıkla dolaşabilirsiniz. Şimdilerde evlerin bazıları müze veya kafe şeklinde işletilmekte ve onları ziyaret edebileceğiniz en uygun yer Kula Kültür Evi Müzesi. 

Ziyaret edilmesi gereken yerlerden bir diğeri ise Emir Kaplıcaları. Bu kaplıcalar, her Kula yapısı gibi, tarihten bir örnek. Şehitlioğlu Köyü’nde bulunan kaplıcalar, Roma-Bizans döneminden kalan hamamların kalıntılarından oluşmuşlardır. Kaplıcada biri 59, diğeri ise 63 derece olan iki adet sondaj bulunmakta. Yüzyıllar boyunca, sayısız insanın yararlandığı bir su kaynağı olan yer, Türkiye’de sağlık turizmi için önemli bir yer tutmakta. Emir Kaplıcaları’nı ziyaret ettiğinizde kalabilmeniz için bölgede 36 oda kapasiteli bir tesis de mevcut.