Yeme İçme

25 Nisan 2021

Bir şehri tanımanın en iyi yolu bizce sokak lezzetlerini tanımaktan geçer çünkü bir şehre dair aklımızda kalan en güzel anılar bir şekilde yemekle ilişkilidir. Bazen görüntüsüne tav oluruz, bazen kokusu iki sokak ötede kendi halimizde yürürken bizi kendine çeker, ayaklarımız fark etmeden bizi oraya götürür. Ve hiç kuşkusuz hepimiz hayatımızda en az bir kez bile olsa, bir lezzetin peşinden bir başka şehrin yollarında bulmuşuzdur kendimizi. Bugünkü İstanbul’un sokaklarında her an karşımıza çıkabilecek ve anılarımızda kendine önemli bir yer açacak olan sokak lezzetlerine ayırdık. Bizimle birlikte keşfe var mısınız?

Balık Ekmek

Şarkılara bile konu olmuş ünüyle bizce ilk sırayı kesinlikle balık ekmek hak ediyor. “Köprüde balık ekmek yemek, dolmuşa hadi gidelim demek… Ver elini Yenikapı, ver elini Bebek…” Galata Köprüsünde yürürken sizi dört bir yandan davet eden balık kokusuna hayır demek gerçekten zor. Ya da Karaköy iskelesinde, Eminönü’nde, Beşiktaş’ta…

1

Midye Dolma

Ünü giderek zedelense de midye dolma hala İstanbul’un güzide sokak lezzetleri arasında üst sıralarda. İster şık bir restoranda ister sokak arasındaki bir midye tezgahının önünde ayaküstü; ne şekilde yenirse yensin her zaman insanı mutlu eden bir özelliği olduğu kesin.

Simit

Mayalı hamurun üzerine pekmez sürülerek susama bulandığı, sonra da kızarana kadar fırınlandığı simit, sokak lezzeti denince her şehrin sahiplenmekte birbiriyle yarıştığı atıştırmalıkların başında geliyor. İzmir gevreğinin de, Ankara simidinin de, İstanbul simidinin de hem yeri hem tadı farklı gönlümüzde ama neredeyse her mahallesinde ünlü bir simit fırınının bulunduğu İstanbul’da biraz daha ön planda olduğunu kabul etmemiz gerek. Sabah kahvaltılarında bir koşu köşebaşındaki simitçiden alıp gelebileceğiniz kadar ulaşılabilir, vapurda martılarla ve sevdiklerinizle paylaşmak isteyeceğiniz kadar keyifli.

Kokoreç

Uğruna uzun uzun tartışılan ve güvenilir bir yerde yemenin önemli olduğu görüşünde birleşilen kokoreç birçok şehrin gözdesidir ama en güzel de İstanbul’da yerini bulur. Sac üzerinde pişirildikten sonra ekmek arasına giren ve mümkünse ayaküstü tüketilmesi önerilen kokoreç, genellikle gece geç vakitte akıllara düşer ve yenmezse gecenin eksik kalacağı rivayet edilir.

2

Kumpir

Yumuşacık patates, bol kaşar, mis gibi tereyağı… Bu lezzet üçgeninin üzerine canınız ne çekerse ekletebileceğiniz çeşit çeşit alternatifleriyle, özellikle Ortaköy semtiyle özdeşleşen kumpir olmasa bu liste çok eksik kalırdı. Patatesin gelebileceği en lezzetli hallerinden biri olan kumpir, İstanbul’da birçok restoranda karşınıza çıksa da bizce tadı en güzel Ortaköy’deki sıra sıra dizilmiş kumpircilerden birini seçip deniz kenarındaki banklardan birinde çıkar.

Pilav

Yağından mıdır, tuzundan mıdır bilinmez, her nasılsa evde yapılandan çok daha lezzetli olmayı her nasılsa başarır. Sevgili kült dizimiz Leyla ile Mecnun’da Mecnun’un deyimiyle “Dışar Pilavı”, İstanbul’un sokaklarında sıklıkla rastlayabileceğimiz seyyar arabalarda satılıyor, ister nohutlu, ister tavuklu, ister sade olarak tüketilebiliyor.

Köfte Ekmek

Özellikle maç günlerinde stadyum çevrelerinde ve taraftarların toplandığı parklarda sıralanmış seyyar köftecilerden köfte ekmek yemek adeta bir gelenek olsa da, hijyen meseleleri her zaman tartışmalı olmuştur. Adı üstünde sokak lezzeti diyerek tadını çıkarmak belki de en doğrusu.

Turşu Suyu

Limon mu sirke mi tartışmaları bir yana, Osmanlı’dan kalma bir gelenek olan sokak turşucuları bugün İstanbul’da hala varlıklarını sürdürüyor. Eğer bir tanesine denk gelirseniz, hele de sıcak bir yaz günüyse, bir bardak acılı turşu suyu içme fırsatını mutlaka ama mutlaka değerlendirin.

3

Kestane

Kış aylarıyla özdeşleşse de kestaneyi artık her mevsim tüketmek mümkün. Çıtır çıtır yanan sobalar yerlerini birer birer kalorifer peteklerine terk ettiğinden beri evde kestane pişirmenin de eski tadı yok. Ama özellikle Beyoğlu gibi turistik semtlerdeki kestaneciler bu hasretimizi dindirmek için bire bir.