Kültür Seyahat

26 Eylül 2023
Güncelleme Tarihi: 30 Ekim 2023

Orta Doğu’nun en kendi halindeki ülkesine geldik. Suriye, Lübnan, Irak, Suudi Arabistan, İsrail ve Filistin gibi ülkelerin komşusu olmasına rağmen sessiz ve sakin kalmayı başarabilmiş bir ülkeden bahsediyoruz. Yaklaşık Ege Bölgesi kadar büyüklüğe sahip, Ortadoğu’nun en ortasında kurulmuş medeniyete ev sahipliği yapan Ürdün’deyiz bugün.

Bu ülkeyi sadece bir seyahat destinasyonu olmanın ötesine taşıyan şey ise tarihi ve kültürel zenginlikleri olsa gerek. Petra ve Jerash Antik Kentleri, Lut Gölü, Akabe Körfezi ve çok daha fazlası burada bizleri bekliyor. Hem de vize zahmetine girmeye gerek kalmadan. Gelin o halde daha fazla vakit kaybetmeden içeriğimize geçelim. İyi okumalar dileriz.

Petra

Ürdün: Kültür Hazinesi

Ürdün. Büyüleyici ve zengin bir tarihle dokunmuş bir diyar. Bu gizemli topraklar, tarihin en önemli izlerini taşıyan büyüleyici bir kültürel hazinenin merkezi olarak öne çıkıyor. Sonuçta medeniyet tarihi bu coğrafyada başladı. Büyük İskender, Selahattin Eyyübi ve daha nicelerinin ayak bastığı bu bölge pek kadim ve büyülü. Özellikle hepimizin aşina olduğu Petra Kenti o kadar mistik bir yer ki, kimilerine göre İslam’ın, hatta kimilerine göre ise de bütün dinlerin merkezi. Arapçada “ağlayan şehir” anlamına gelen Petra’yı inşa edenler ise Arabistan çöllerinde göçebe olarak yaşayan Nebatiler’den başkası değil. Lakin, bu göçebe halkın bu kadar görkemli bir şehri nasıl inşa ettiği ise halen gizemini korumakta.

Hele ki El Hazne Tapınağı ise mükemmeliyetinden asla ödün vermiyor. Aşağıdan yukarıya değil, yukarıdan aşağıya doğru inşa edilmiş bu görkemli yapı her ziyaretçisini büyülüyor.

Jerash

Ayrıca Jerash Antik Kenti, sanki halen daha Romalılar tarafından kullanılıyormuşçasına mükemmel korunmuş olup Pompeii ile aynı klasmanda değerlendiriliyor.

Bir de Ürdün’ün meşhur Kerek Kalesi’nden bahsetmeliyiz. Çok mühim çarpışmalara şahitlik etmiş bu kale 1140’lı yıllarda Haçlı Kudüs Kralı Foulques tarafından yaptırıldı. Selahaddin Eyyübi tarafından iki kez kuşatılıp da alınamayan bu kale, Kudüs’ün Müslümanların eline geçişinden sonra Selahaddin’in yeğeninin kuşatmasıyla İslam’ın bir kalesi haline dönüştü. Bu yorgun kale, halk arasında “Çölün Kerek’i” olarak adlandırılır. Daha nice kaleler, şehirler, anıtlar ve fazlası Ürdün’de bizleri bekler. Sonuçta Ürdün'ün tarihsel serüveninin dışavurumları elbette bunlarla sınırlı değil.

Şehirlerin Ürdün Serüveni

Eğer söz Ürdün için ise, Amman’dan bahsetmemek büyük bir haksızlık olur. Orta Doğu’da şehirlerin şehri olan Amman, Ürdün’ün başkenti ve en büyük şehri. Ayrıca da neredeyse 90 asırlık ömrüyle dünyanın en yaşlılarından biri. Bütün Orta Doğu’nun hürmet ettiği bu ulu şehrin milattan önce 1300’lü yıllardaki sakinlerinin Ammonlular olması dolayısıyla da şehrin ismi zamanla Amman olarak hem hafızalara hem de tarihe kazınmış. 

Amman

635 yılında Müslümanların, 1516 yılında Osmanlı’nın, 1921 yılında da İngilizlerin eline geçecek Amman’ın önemini arttıran önemli faktörlerin başında ise Hicaz Demiryolu hattı vardır. 19. yüzyılın sonlarına doğru Sanayi Devrimi’nin de getirisiyle beraber, Orta Doğu’daki topraklarına olduğundan daha sıkı sarılmak isteyen Osmanlı Devleti’nin, Şam ile Medine arasında ördüğü Hicaz Demiryolu hattı Amman’dan geçmekteydi. İngiliz Lawrance’ın çabalarıyla sürekli sabotajların yapılması, demiryolu faaliyetlerini durduracak ve Osmanlı’nın trenleri yıllardır içine saplanıp batacağı kuma girecekti. Ama yıllardır çöldeki kumların arasında bir başına bırakılmış bu trenleri ve demiryolunu geçen yıllarda Türkiye Cumhuriyeti onardı. Artık Wadi Rum yolu üzerinden geçen bu trenle Ürdün’ün keşfindeki heyecanı arttırmak mümkün.

Bir diğer Ürdün şehrinden bahsetmeden geçmemeliyiz. Bu şehir, yılın 300 gününü güneşli geçiren ve Orta Doğu’nun en güzel sularından birine kıyılık yapan eşsiz bir ticaret kenti. Burası Akabe.

Akabe

Akabe, serbest bölge olarak ilan edildiği için Arap coğrafyasının adeta bir kaçamak yeri haline gelmiş. Hicaz Demiryolu açılmadan, Süveyş Kanalı inşa edilmeden önce Orta Doğu’nun en önemli ticaret kenti olan Akabe, görünüm olarak halen bir ticaret kenti izlenimini taşımayı sürdürüyor. Işıldayan güneşin kubbelerini aydınlattığı Akabe, ziyaretçilerine vaat ettiğinin karşılığını veriyor.

Ürdün’ün Tatlı Sırları

Elbette falafel ile başlıyoruz. Hele de bol tahinlisi pek muhteşem oluyor. Bir Orta Doğu yıldızı olan falafel, Lübnan ve Umman gibi birçok ülkenin mutfağında özel bir yere sahip. Ama Ürdün’de en sık rastlayacağınız yemeklerin başında o var. İster ekmeğin içinden, ister sade yiyebilirsiniz. Ama mutlaka yiyiniz.

falafel

Bir diğer Orta Doğu klasiği ise humusun ta kendisi. Orta Doğu’da her şehirde ve hemen hemen her sokakta onun tadı damaklardan geçiyor. Öğün fark etmez. Humus burada kahvaltıda bile yeniliyor.

Bir bedevi yemeği olan mansaf ise Ürdün’ün milli yemeklerinden bir diğeri. Pilavlı, bademli ve koyun etli geleneksel bir Ürdün yemeği olan mansaf, Ürdün sofralarındaki ana yemeklerin vazgeçilmezlerinden.

Maklube ise mansaf ile beraber bütün Orta Doğu’dan ziyade Ürdün’e özgü milli yemeklerin başında geliyor. Tepetaklak anlamına gelen maklube, pilav ve etin karışımından olan bir yiyecek. Bolca kuruyemişle süslenen bu yemek genellikle bizdeki çoban salatasına benzeyen bir salata ile servis ediliyor.

Love Yourself More in 5 Steps!
İyi Yaşam

5 Madde ile Kendinizi Daha Çok Sevin!

Bu gibi yazıların başlığını görünce dahi “Söylemesi kolay ama nasıl yapacağız?” diyebilirsiniz. Bu yüzden söylemesi kolay ama başarması güç olan “…

Devamını Oku
Dünya Turu-0
Tips

Para Harcamadan Dünya Turu Mümkün mü?

Dünyayı gezmek hepimizin hayalleri arasındadır. Özellikle pandemi nedeniyle dünya çapında seyahatlerin kısıtlanmasıyla beraber evlerde mahsur kalan…

Devamını Oku
Sınır kapısı-0
Kültür Seyahat

Sınır Kapısında Vize Alınabilen Ülkeler

Vize işlemleri hem uzun hem de zor, bunu biliyoruz. Hatta sırf bu nedenle yurt dışına çıkmaktan vazgeçenlerimiz bile var. Peki bu meşakkatli süreci…

Devamını Oku