Kültür Seyahat

11 Eylül 2020

Derler ki yaşadığımız çevre, algımızı ve hayatımızı etkiler. Her ülkenin de kendi şartlarında yetişen ve bu ortamda filizlenen bir sanatçı kesimi oluşur. Ressamlar, bu kesimin kimi zaman somut, kimi zaman soyut bir şekilde düşüncelerini ya da yaşanmışlıklarını resmederek yansıtma biçimidir. Yüzyıllardır adlarını çokça duyduğumuz ve tablolarını hayatımızın birçok kısmında gördüğümüz ressamların, doğup büyüdükleri ülkelere gidiyoruz. 

blog

Vincent van Gogh - Zundert, Hollanda

“Hiçbir şeyi net olarak bilmiyorum; ama yıldızlara bakmak düş kurmamı sağlıyor.”

Yıldızlı Gece, Zeytin Ağaçları, Ren Nehrinde Yıldızlı Gece gibi unutulmaz eserlerin sanatçısı ve “kulağını kesen ressam” olarak akıllara kazınan Vincent van Gogh, 30 Mart 1853’te gözlerini Hollanda’nın Zundert şehrinin Markt 29 caddesinde açtı. Doğduğu ev her ne kadar zamana dayanamasa da bulunduğu yere Van Gogh adına bir plaka konulmuştur. Daha sonralarında ise anısını canlı tutmak için mekân, uzun tamiratlardan sonra Vincent van Gogh için bir galeri ve müze haline getirilmiştir. 

blog

Claude Monet - Laffitte, Paris, Fransa

“Sanırım çiçeklere karşı ressam olmak gibi bir borcum var.”

Kariyerinde değişik renkler ve fırça darbeleriyle kendini önemli ressamlar listesine sokmayı başaran Fransız empresyonist 14 Kasım 1840’da Paris’te dünyaya gelmiştir. 5 yaşına kadar Paris’te yaşamış daha sonraları ailece Normandiya, La Havre’ye yerleşmişlerdir. Paris, Monet için kariyerini şekillendiren bir şehir olmuştur, çünkü dönemin ünlü ressamları, eserlerini toplum içinde resmediyorlardı. Bu da Monet’in gözüne çarpmıştı, onu çok küçük yaşta bu alana sürüklemişti.

blog

Pablo Picasso - Málaga, İspanya

“Her şeyi söylemem ama, her şeyin resmini yaparım.”

Tam ismini yazmanın da okumanın da epey meşakkatli olduğu Pablo Picasso (hadi üşenmeyelim de yazalım, ressamın hiç bilinmeyen tam ismi Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Martyr Patricio Clito Ruíz y Picasso.) 25 Ekim 1881, Malaga doğumlu.

Bol güneşli şehir Málaga, ünlü ressam Pablo Picasso’ya yön veren şehirlerden biridir, diğeri de 1900’de gittiği Paris’in “sanatçı semti” olarak bilinen Montmarte. Babasının yönlendirmesi ile bu alana daha çok ilgi duyan Picasso başlangıçta sirk çalışanları üzerine resimler yapmış daha sonra etkilendiği Kübizm ile geometrik şekiller üzerine çalışmalarını yapmıştır. Günümüzde İspanya’nın Málaga şehrinde Pablo Picasso anısına bir müze bulunmaktadır. Kendi ailesinin bağışladığı 285 eser ile Picasso eserlerini bu eşsiz müzede görebilirsiniz. 

Frida Kahlo

Frida Kahlo, Meksiko, Coyoacán

Tam adı Magdalena Carmen Frida Kahlı Calderon olan dünyaca ünlü Meksikalı ressam, özellikle son yılların popüler kültür ikonlarından bir tanesi haline geldi. 47 yıllık fırtınalı yaşamına birçok ünlü tablonun yanı sıra oldukça da farklı bir yaşam öyküsü sığdıran Frida’nın hayatının dönüm noktası bir otobüs kazasıdır. 17 Eylül 1925 senesinde, henüz 19 yaşındayken bindiği otobüsün tramvayla çarpışması sonucu ciddi yaralanan ve hayatı boyunca dinmek bilmeyen ağrılar ve ameliyatlar ile yaşamak zorunda kalan Frida, acısından kaçmak için resme sığınmış ve ilk otoportresi olan “Kadife Elbiseli Otoportre”yi hasta yatağının tavanındaki aynaya baka baka yapmıştır. Büyük aşkı Diego Rivera ile birlikte yaşadıkları La Casa Azul (Mavi Ev) olarak bilinen bina, bugün Frida’nın doğum yeri olan Coyoacán bölgesinin Colonia del Carmen semtinde bir sanat müzesi olarak hizmet veriyor. Kobalt mavisi duvarları nedeniyle bu isimle anılan ev, aynı zamanda Frida’nın hayatını kaybettiği yer. 1950’lerdekiyle birebir aynı kalan Frida KAhlo Müzesi, Meksiko’da en çok ziyaret edilen yerlerin başında geliyor.