Kültür Seyahat

11 Ağustos 2020
İstanbul’un Genç Yüzü: Beşiktaş

Arka sokakları ve hareketli sosyal yaşamı ile gençler için İstanbul’un en popüler yerlerinden biri olan Beşiktaş, tarihî yapılarıyla modern dünyaya bilinmeyen bir kapı aralamanıza olanak verir. Aralanan bu kapıdan içeri adım attığınızda Marmara Denizi’nin sunduğu Beşiktaş’a özel, cüretkâr manzara sayesinde İstanbul’un neden dünyanın en güzel semtlerinden biri olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz.                                    

Beşiktaş, ilçeye adım atan misafirlerini inanılmaz bir tempoyla karşılar. Saat kaç olursa olsun Beşiktaş’ın her yerinde modern hayatın telaşına tanıklık edebilirsiniz. Özellikle, Beşiktaş Meydanı’nda karşıdan karşıya geçerken kırmızı ışıkta beklemek bile güzel vakit geçirmenizi sağlayabilir. Bu noktayı gören kafelerde çayınızı yudumlarken hayatın nasıl hızla akıp gittiğini en gerçekçi haliyle görürsünüz. Vapura yetişmeye çalışan, işe gitmek için koşturan ya da bir kafede hoşça vakit geçirmek isteyen insanlar bu meydandan mutlaka geçer. Bu noktada İstanbul insanının bir yerlere yetişme kaygısını bir anda hissedersiniz. 

Beşiktaş’ın büyüsü bugünün hızıyla geçmişin naifliğini ve dinginliğini aynı potada eritmesiyle ortaya çıkar. Hızınızı almış yürürken bir anda karşınıza çıkan tarihî yapıyla başka bir dünyaya karışırsınız. Yine de uzun sürmez günümüzden uzak kalmak, iki adımda yeniden metropol hayatının içine sürüklenirsiniz. Beşiktaş’ın içlerine doğru ilerledikçe çarşı da meydanın hareketliliğini devam ettirir. Küçük dükkânlar ve kafelerin yer aldığı ara sokaklarda sohbet eden insanların arasında yürümek, dükkanlara bakınmak ayrı bir keyif verir insana. Küçük masalarda durup bir şeyler yudumlamak günün bütün yorgunluğunu bir anda siliverir. 

İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden biri olan Beşiktaş’ta sahili mutlaka keşfetmek gerekir. Deniz Müzesi, Saray Koleksiyonları Müzesi ve Barbaros Hayrettin Paşa’nın Türbesi meydanın sahille buluştuğu noktada yer alır. Kalabalıktan bir anda sıyrılıp Osmanlı’nın kahramanlıklarıyla doluverir zihniniz. Kabataş’a doğru sakin bir yürüyüşle devam ederseniz Dolmabahçe Sarayı’nın ihtişamıyla karşılaşırsınız. Yapı, Marmara Denizi’nin yanında göğe uzanan büyük kapılarıyla geçmişin görkemli günlerini anlatır. 

Beşiktaş merkezini keşfettikten sonra İstanbulluların yürümekten hiç vazgeçmeyeceği yoldan Ortaköy’e doğru ilerleyebilirsiniz. Gökyüzünün ağaçlar ardına saklandığı yolda yürüyüş yapanlara Kabataş Erkek Lisesi ve Çırağan Sarayı gibi tarihî yapılar eşlik eder. Bir yandan da hafif bir rüzgâr esiyorsa şanslı gününüzde olduğunuzu söyleyebiliriz. Yol üstünde Yıldız Korusu’nu da ziyaret edebilirsiniz. Marmara Denizi sahilinden başlayarak kuzeybatıya doğru uzanan ormanlık alanda, İstanbul’da hiç beklemediğiniz bir sakinlik ve doğal yaşama tanıklık edersiniz. 

Ortaköy’den ilerlediğinizde köprünün altından geçerken Beşiktaş’ın bambaşka bir yüzüne rastlarsınız. Renkli kültürel yapısıyla Kuruçeşme, İstanbulluların eğlence denince ilk aklına gelen semtlerden biridir. Dans etmek size göre değilse bile burada mutlaka kendinize uygun bir kafe bulabilirsiniz. Kuruçeşme Parkı’nda soluklanabilir, yeşilliğin arasında İstanbul’un betonlaşmış dokusundan biraz uzaklaşabilirsiniz. Daha da ilerlemek isterseniz Bebek’e gidebilir, köprüyü ve Boğaz’ı başka bir açıdan izleyebilirsiniz. Filmlere ve dizilere ev sahipliği yapan Bebek sahilinde yürüyüş yapmanın tadı da bir başkadır. Bebek sahili İstanbul’un hiç boş kalmayan alanları arasında yerini alır. Burada, denizin hemen yanında konumlanan evlere ait yaşamlara bir parça tanıklık edebilirsiniz. Bebek’in ardından Arnavutköy gelir. Beşiktaş burada son bulsa da sahil karanın yakasını bırakmaz, boylu boyunca uzanmaya devam eder.