Kültür Seyahat

2 Eylül 2020
Emeklilikte Görülmesi Gereken 3 Şehir

Emeklilik herkesin hayatında yaşayacağı en güzel yılları olmalıdır, bu süreci ömrünüzün geri kalanı boyunca tatile çıkmışsınız gibi düşünebilirsiniz. Bu dönem için herkesin kafasında gezip görmek istediği en az 1 ya da 2 yeni şehir bulunur. Bu tatili organize ederken hem ihtiyaçlarınızı hem de eşinize olan uygunluğunu göz önünde bulundurmanız gereklidir. Eğer siz de ileriye yönelik bir plan yapıyorsanız sizler için mutlaka aklınızda bulundurmanız gereken tatil güzergâhlarını derledik.  

Toskana, İtalya

 Yeşil, doğa, sanat ve tarih… 

 Bu şehir 13. Yüzyılda Siena Cumhuriyeti tarafından Florensa’yı düşmanlardan korumak için inşa edilmiştir. Toskana o kadar güzel bir yerdir ki bir kere keşfettiğinizde bir daha dönmemeyi düşünebilirsiniz. Bu bölgenin her yerinde orta çağdan esintilere rastlayabilirsiniz. Toskana bölgesi denildiğinde akla ilk gelen yerler Pisa ve Florensa’dır ve kesinlikle görülmesi gereken yerlerin başında gelir. Herkes buralarda bulunan meşhur mimari eserlerden Pisa Kulesi, Pisa Katedrali, Florensa Katedrali, Vecchio Sarayı ve Giotto'nun Çan Kulesini gezip görmelidir. En çok bilinen mimarileri gezdikten sonra daha kırsal kesimde bulunan Val d’Orcia’yı ziyaret etmenizi öneririz. Şehre uzaktan baktığınızda bir tablonun parçasıymış gibi görülebilir ve garanti ediyoruz ki bu yeri keşfettikçe sizi daha da içine alacak. 

Toskana’da bir başka görülmesi gereken ye ise Monteriggioni’dir. Bu yer de Sieana’nın bir parçasıdır. Eğer ki Game of Thrones ve Assasin’s Creed’I izleyip sevdiyseniz, buraları gezerken birçok tanıdık mimariye rastlayabilirsiniz.

Lizbon, Portekiz

CNN ve Forbes’un refah listelerine göre, Portekiz emeklilikte yaşanabilecek en güzel yerlerden birisidir. Şehir doğal güzellikleri, sanat eserleri ve sıcakkanlı insanları ile doludur. Portekiz’in her şehri görülmeye değerdir ama sizlere tavsiyemiz öncelikli olarak Lizbon’dan başlamanızdır. 

Güzel bir başlangıç için, Lizbon tramvayı ile Alfama bölgesine gidebilirsiniz. Bu alanda kafeler, mimarisi güzel binalar, oteller ve daha fazla güzel binaları ile sıralanmış bir şekilde sizleri karşılayacaktır. Size ilk olarak gezmeye Alfama’nın en üstünden başlamanızı öneririz. Demir Çağından beri kendisini koruyan St. George Kalesinden, Portekiz’in meşhur Alfama bölgesinin başkentini tepeden izleyebilirsiniz. 

Mimari açıdan daha fazla etkileyici binalar görmek isterseniz de kesinlikle Padrão dos Descobrimentos anıtı, Igreja-Museu São Roque kilisesi, Convento do Carmo manastırı, Pavilhão de Portugal sanat müzesi ve Museum of Art, Architecture and Technology (MAAT) müzesini gezip, görmeniz gerekli. Fotoğraf çekmek için oldukça etkileyici görünümlere sahiplerdir.

Şehir büyük bir düzlükten oluşmaktadır fakat bazı gezi rotaları tepelerin üstünde yer almaktadır.  Bu sizi korkutmasın çünkü toplu taşıma araçları ile bu bölgelere de kolay ulaşım imkânı mevcut. Size garanti ederiz ki bu şehrin her bir köşesine âşık olacaksınız. 

 

Viyana, Avusturya 

 

Karşınızda Avrupa’nın en çok turist çeken gezi noktası. Avusturya tarihi, mimari, kültürel ve diğer her alanda oldukça zengin bir şehirdir. Avusturya şehirlerinin içi tarihi görüntüsüyle, dışına çıktığınızda ise inanılmaz doğal güzellikleri ve dağ manzaraları ile sizi büyüler. 

Avusturya denilince akla ilk gelen şehir Viyana’dan başlayalım. Şehir genel olarak geniş düzlükten oluşmaktadır ve yürüyerek gezmeye uygundur. 

Görülmesi gereken yerlerin başında etkileyici görünümleri ile The Belvedere Sarayı, Hofburg Sarayı, State Opera binası ve Vienna Rathaus olduğunu söylemeden geçmeyelim.  Görülüp yapılması gereken ilk şeylerden biri 1996’dan beri UNESCO Dünya Mirasları listesinde bulunan Schönbrunn Palace Bahçesini gezip içindeki kafede bir şeyler içmek.  

Bütün şehir için ring bir gezi turuna katılabilir ya da şehirde dolanarak gezebilirsiniz, fakat size en güzel tavsiyemiz gördüğünüz binaların içini de gezmeniz çünkü hepsi görülmeye değer yerlerdir. Şehirde gezilip görülecek yerlerden başka size kesinlikle dünyaca ünlü şinitzelinden Am Nordpol 3, Gasthaus Kopp or Schnitzelwirt’ de yemenizi öneriyoruz, pişman olmayacaksınız.

Viyana aynı zamanda 2011 de “Somut Olmayan Kültürel Varlık” olarak listelenmiş dünyaca ünlü “Kahve Evi” kültürüne sahiptir. Bu kültür kısaca bir kafede oturarak, yazı yazarak, okuyarak, konuşarak ya da oyun oynayarak saatlerce vakit geçirmeden oluşmaktadır. Bu kültür ile ünlenen bazı kafeler Café Savoy, Café Bräunerhof ve Aida. Mutlaka gidip bu kültürün bir parçası olarak bu deneyimi yaşamalısınız. 

Emeklilik yılları en güzel zamanlarınız. Her bir gününden zevk alarak yaşamaya çalışın çünkü bunu hak ettiniz.