Kültür Seyahat

21 Ocak 2021

Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi ve en eski medeniyetlerinden birisi olan Hindistan’da gezilecek, görülecek çok yer var. Çılgın kalabalığı ve yoğun trafiği ile insanın başını döndüren bu kentte sadece bir gün geçirecekseniz ziyaret edeceğiniz yerlerin sayısını sınırlamak zorundasınız. 

Sabah ilk iş 13’üncü yüzyılda inşa edilen ve Hint-İslam mimarisinin başyapıtlarından kabul edilen Kutub Minar’ı ziyaret etmenizi öneririz. 72,5 metre yüksekliği ile 14’üncü yüzyılda Tac Mahal inşa edilene kadar Hindistan’ın en yüksek yapısı olan Kutub Minar, oldukça geniş bir alana yayılan etkileyici bir tarihi anıt. 1993’te UNESCO Dünya Mirası listesine girmeyi başarmış bu anıtı ve çevresindeki diğer anıtları görmenizi tavsiye ederiz. 

Buradan çıkıp Rikşa olarak adlandırılan üç tekerlekli araçlara binerek Old Delhi bölgesine doğru 16 kilometrelik bir yolculuk yapmanız gerekecek. Kentin inanılmaz trafiğinde nefes kesen bir turistik aktivite haline gelen bu yolculuk, Delhi’nin vazgeçilmez deneyimlerinden biridir.

17’nci asırda kurulan şehrin eski merkezi olan bu kaotik bölgede Hindistan’ın enerjisini tam anlamıyla hissedebilirsiniz. Bu bölgede Kızıl Kale ve Cuma Camii gibi tarihi yapıların yanı sıra, Chandni Chowk gibi yerel pazarları da gezebilirsiniz. Sokaklarında sohbetlerin korna sesine karıştığı, ziyaret edenlerin bu çılgın enerji karşısında hipnotize oldukları bu kalabalık kentin en çok ziyaret edilen tarihi yapısının Cuma Camii olduğunu belirtelim.  17.yüzyılda Babür İmparatoru Şah Cihan tarafından yapılan bu cami Hindsitan’ın en ihtişamlı camilerinden bir tanesi. 

Dünyanın en büyük camilerinden biri olan bu yapı, Hint İslam kültürünün en önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Camiyi gezdikten sonra, Indian Gate olarak anılan ikonik kapıya giderek burada gezinizin sembolü olabilecek bir selfie çektirebilirsiniz. Kapının az ilerisinde yer alan ve genellikle gezginlerin gözünden kaçan Ulusal Modern Sanatlar Müzesi’ni de mutlaka görmelisiniz. Modern Hint sanatının örneklerini barındıran bu müze Hindistan’ın en büyük müzesidir. Burada tarih öncesi çağlardan tutun da modern sanat eserlerine kadar birçok makaleyi görmek mümkün. Ulusal Müze’yi gördükten sonra sıra geldi öğle yemeğine. Sizin için az bilinen, genellikle yerel halkın gittiği ve gönül rahatlığıyla yemek yiyebileceğiniz bir yeri önereceğiz. Kamuya ait bir yapı bloğunun içindeki Andhra Pradesh Bhavan Kantini’ne mutlaka bir şans verin. Tavuk biryani ya da tali gibi geleneksel lezzetleri tadabileceğiniz bu restoran oldukça otantik bir deneyim sunuyor. Buraya kadar gelmişken Türk kültüründen ve yemeklerinden farklı olan Hint mutfağını keşfetmeden Delhi’den ayrılmamalısınız.  Yemekten sonraki durağınız Lodhi Garden adındaki büyük park olabilir. İçinde tarihi yapıların da bulunduğu bu büyük park, yerel halkın buluşma noktalarından bir tanesi. Yeni Delhi’nin tüm botanik zenginliğini sergileyen bu parkın az ilerisinde etkileyici bir sokak sergisi de bulunuyor. Haritada “Lodhi Garden Street Art” olarak aradığınızda kolaylıkla bulabileceğiniz bu sergi, bundan birkaç sene önce genç sanatçılar tarafından hazırlanmış. Buradan akşamı geçirmek için Shahpur Jat olarak anılan semte yönelebilirsiniz. Y kuşağının kentteki favori semti olan bölgede çok sayıda konsept kafe ve hediyelik eşya dükkânı yer alıyor. Gece hayatının merkezi konumundaki Hauz Khas Village da bu bölgenin yakınlarında. Tarihi kalıntıların, restoranlar ve barlarla iç içe geçtiği bölge eğlenmek isteyenler için ideal. Akşam yemeği için önerebileceğimiz bir başka yer ise geleneksel Hint yemeklerinin yanı sıra ülkeye özgü ızgara seçeneklerini de sunan Pirates of Grill. Size özel sunduğu menülerinin tadına bakmadan dönmemenizi tavsiye ederiz. Şehirde bir gece konaklamak isterseniz metro ağı yakınlarındaki mahallelerden birisinde kalabilirsiniz. Eğer daha konforlu bir şeyler arıyorsanız şehir merkezindeki otelleri de tercih edebilirsiniz. 

blog