Kültür Seyahat

12 Nisan 2021

 

Paris… Bazen hüzünlü, bazen komik, bazen aşk dolu ama türü ne olursa olsun mutlaka şehrin kendisi gibi büyülü olan sayısız filme sahne olan Paris sokakları… İzlediğinizde sizi Paris’e gidip filmin geçtiği sokakları görmeye ikna eder mi bilemeyiz ama içinizde belki sizin bile bilmediğiniz o sanatçıya ilham vereceğinden eminiz.

La Vie En Rose (Kaldırım Serçesi)

Sadece Fransa’nın değil dünyanın da en sevdiği sanatçılardan olan Edith Piaf’ın yaşam öyküsü olan biyografik müzikal, Marion Cotillard’a En İyi Kadın Oyuncu Dalı’nda Oscar ve Altın Küre getirdi. Birinci Dünya Savaşı sırasında doğan Edith Piaf’ın acılarla dolu şöhret yolculuğuna tanıklık ederken, Paris sokaklarından yükselen akordeon sesine ve “La Vie En Rose”un büyüleyici notalarına kayıtsız kalmak mümkün değil.

1

Amelie

Montrmartre’de bir kafede garson olan tuhaf bir kızın en az kendisi kadar tuhaf hayatını konu alan Amelie, Empire dergisi tarafından Dünya Sinemasının En İyi 100 Filmi listesinde 2 numarada gösterildi. Keskin bir hayal gücüne sahip olan Amelie Poulain’ın hayatı dairesinde gizlenmiş bir kutu bulmasıyla değişir. Küçük bir çocuğa ait olan bu kutuyu sahibine iade etmeye karar veren Amelie, sadece bununla da yetinmeyerek çevresindeki insanların hayatlarını daha ilginç kılmak için uğraş verir. İnsanın içini ısıtan Amelie’nin öyküsü, pitoresk Montmartre sokaklarını görmek isteyenler için de son derece cazip bir seçim.

Le Ballon Rouge (Kırmızı Balon)

1956’larda bir çocuk klasiği olan Le Ballon Rouge, yayınlandığı yıllarda En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü’nü kazanmış bir “saf sinema” örneğidir. Diyalogun yer almadığı ve yönetmenin Pascal isimli bir çocuğun gözünden anlattığı hikayede bir çocuk ile kırmızı balonu arasındaki nahif arkadaşlık ilişkisine tanıklık ediyoruz. Filmin çekildiği Menilmontant’ın dar sokakları ve gri rengi adeta bir labirent görünümündeyken, balonun rengi izleyiciler için umudu sembolize ediyor.

Before Sunset (Günbatımından Önce)

“Sunset üçlemesi” olarak bilinen film serisinde Jesse ve Celine çiftinin arasındaki ilişkinin dönemleri gözlemleniyor. Bir trende tanışan ve bütün bir geceyi Viyana’da dolaşarak geçirdikten sonra altı ay sonra yeniden aynı noktada buluşmayı kararlaştırarak ayrılan çift, serinin ikinci filmi Before Sunset’te ikinci kez Paris’te karşılaşıyor. Hayatın bambaşka yönlere doğru savurduğu Jesse ve Celine’in gerçek zamanlı diyaloglarını oldukça gerçekçi ve sinematografik açıdan etkileyici bir şekilde sergileyen film, sadece 15 gün içinde çekilmiş ve izleyici tarafından büyük beğeni toplamıştır.

2

Bande a Part (Çete)

Anna Karina isimli genç kadını kendi evinde soygun yapmaya ikna eden iki gencin hikayesini anlatan 1964 yapımı Godard filmi, Louvre’daki yarış ve Madison’daki ünlü dans sahnesi de dahil olmak üzere unutulmaz görüntülere sahne olmuştur. Belgeselvari denebilecek New Wave tarzıyla parçalı ve kesintili hikaye yöntemi kullanılan filmde tamamen taşınabilir ekipman kullanılmıştır.

Paris, Je T’aime (Paris, Seni Seviyorum)

18 ayrı kısa filmden oluşan ve 18 ayrı yönetmenin kendi kadrosunu ve hikayesini oluşturarak çektiği bir sanat projesi olan filmde mekan olarak Paris’teki 18 bölge seçilmiştir. Oyuncuları, yazarları ve hikayeleri farklı olsa dahi ortak noktaları Paris olan bu filmlerde şehrin farklı bölgelerini tanıma şansı da buluyoruz. Sizin en sevdiğiniz mahalle hangisi olur bunu bilmiyoruz ama bu aynı anda hem komik hem de karanlık olmayı başarabilen filmin, herkesin kalbindeki Paris sevgisini pekiştireceği kesin. Kadro ise Coen Brothers, Natalie Portman, Gerard Depardieu, Elijah Wood gibi birçok ünlü isimden oluşuyor.

Moulin Rouge (Kırmızı Değirmen)

Görkemli bir kırmızı yel değirmeni içerisinde yaşanan müthiş bir aşk hikayesi. Kostümünden set tasarımına, müziklerinden sinematografisine kadar her alanda ustaca tasarlanmış olan müzikalde Nicole Kidman’ın canlandırdığı Satin karakteri Moulin Rouge’da bir fahişedir ve günün birinde fakir bir yazar olan Ewan McGregor’a aşık olur. Akademi, Avustralya Film Enstitüsü, BAFTA ve Altın Küre’de neredeyse bütün ödülleri silip süpüren film, yönetmen Baz Lurhmann’ın da başyapıtı olarak nitelendiriliyor.

Midnight in Paris (Paris’te Gece Yarısı)

Başrollerini Owen Wilson, Rachel McAdams ve Marion Cotillard’ın paylaştığı bu Woody Allen filmi, Paris’in güzelliği ve nostalji kavramı üzerine romantik bir bakış açısı sunuyor. Kayıp neslin Paris’inde edebi kahramanlarla tanış olacağımız Midnight in Paris, birçokları için oldukça ilham verici bulunuyor.

3

Funny Face (Komik Yüz)

Modayı, Audrey Hepburn’u ve Paris’in ikonik görüntülerini sevenler için kaçırılmaması gereken bir film. Model olmak için Paris’e gelen Hepburn’un büyüleyici müzikal öyküsünü izleyeceğimiz Funn yFace, Holywood döneminin Paris’te hayat bulmuş mükemmel örneklerinden. Seine Nehri boyunca yürürken, Eyfel Kulesi’nin balkonunda şarkı söylerken izleyeceğimiz Hepburn’un filmdeki rol arkadaşı ise Fred Astaire.